
Doğum Günüm İzlanda`daki Yanardağın Gölgesinde Kaldı! Evet, pek iç açıcı olmayan yeni yaşıma(26) daha neşeli ve mutlu girmek istiyordum ama olmadı. İzlanda mevzusu doğrudan olmasa da dolayli yoldan beni etkiledi maalesef. 26 yildir ilk kez güzel bir parti verip tüm dostlarımı davet etmeyi beklerken, televizyonlarda sürekli dile getirilen asit yağmuru hikayesi herkesin evlere kapanmasına neden oldu. Netice de ben yine yanlız girdim yeni yaşıma, üzücü ama gerçek. Aslında haksızlık etmemem gerek yanımda sevgili Yaman ve Seda vardı onlarla kutladım yeni yaşımı bayat bir pasta eşliğinde. Bu pastayı alabilmek için de asit yağmurları altında gittim pastaneye fakat o anda sadece üzerimdeki deri montun eriyip erimeyeceğini düşünüyordum. Evet birçok türk genci gibi ben de bir kere deri mont alıp en az 10 yıl giyenlerdenim. Neyseki artık çocukken olduğu gibi ayakkabılarımı 1 numara büyük alıp seneye de giyerim demiyorum.
Aslına bakarsanız, tüm bu hüzünlü havanın yanında, 26 güzel bir yaş(mış) ben her ne kadar yaşlı olduğumu düşünsem de, birçok kişi yaşlı değil, artık tam anlamıyla genç bir adamşin dediler.Beni mi yediler bilemiyorum ama kendimi buna inandırmaya çalışıyorum. Evet saçımda birkaç beyaz var, evet artık aldığım kiloları hızlı veremiyorum, evet konserlerden sonra yorgun düşüyorum ve en kötüsü de ,evet `biz gençken böyle miydik be` diyorum. Fakat bir düşünün, siz benden ne kadar gençsiniz? Kafanızı feysbuktan, emesenden ve sözlüklerden 5 dakika ayırın ve düşünün ne kadar genç olduğunuzu, bu ülkede ne kadar genç olabileceğinizi düşünün, ama bana söylemeyin, gerçekten umrumda değil, bu yazı kaç kez okunur ona da emin değilim akabinde. Bu yazının neşeli bir yazı olması gerekiyordu ama gecenin 4 sularında artık beyin, pelte haline gelmiş ve günün isini üzerine yemişken sanırım pekte eğlenceli çalışamıyor. Evet evet, blog kirliliği yaratmak yerine gidip film izlesem daha iyi olacak.